Sosyal Uygunluk & Sürdürülebilirlik

 

Modern çağlarda giderek önem kazanan sürdürülebilirlik kavramı, biyosfer yani gezegenimizin doğası ile insan türünün aynı anda, sağlıklı şekilde hayatta kalabilmesi fikrinden yola çıkmaktadır. Bu noktada, Sosyal Uygunluk Denetimleri kapsamında değerlendirme kriterleri arasında belli başlı “sürdürülebilirlik” şartları bulunmaktadır.  Sosyal uygunluk sürecinde, hiçbir öge bir diğerinden bağımsız değildir. Bu nedenle, sosyal uygunluk tanımına; etik, ahlaki yargılar, insan, hayvan ve diğer canlılara karşı tutum, ekolojik ve ekonomik sürdürülebilirlik prensipleri de eklenmelidir.

 

Kurumsal Sosyal Sorumluluk

Özel şirketlerin özellikle uluslararası arenada var olmak adına uyguladıkları bir tür öz denetim mekanizmasıdır. Tıpkı sosyal uygunlukta olduğu gibi, KSS kapsamında da etik, ahlaki, toplumsal, çevresel ve çalışanlarla alakalı, performans değerlendirmeleri ortaya konmaktadır.

Sosyal Uygunluk Denetimleri firmaların Kurumsal Sosyal Sorumluluk anlamında inşa edeceği yapıyı geliştirmekte önemli rol oynamaktadır. Zira iki konu başlığı da temelde insan ve doğa üzerine, kurumların taşıması gereken sorumlulukları konu almaktadır.

 

Sosyal Uygunluk Denetimleri Kimler Tarafından Neden Talep Edilir?

Sosyal Uygunluk Denetimleri genelde perakendeciler ve üreticileri (alıcı ve markalar) tarafından tercih edilmektedir. Sosyal Uygunluk Denetimleri şirketlerin özellikle kurumsal kodlarını geliştirmesinde, korumasında ve yenilemesinde katkı yapmaktadır. Zira sosyal uygunluğun doğası gereği şirketler, tedarik zincirindeki sosyal uygulamaları (yerel çalışma şartları, sağlık, güvenlik vb.) hakkında derinlemesine fikir sahibi olacak verilere sahip olmaktadır.  

Genellikle  United Nations International Labour Organization’s (ILO) prensiplerini esas alan sosyal uygunluk kriterleri, bazı durumlarda endüstrilere özgü odak noktaları belirlemektedir. Bu sayede, markaların operasyonel faaliyetleri yürüttükleri özel iş sahalarını spesifik olarak denetlemek mümkün olmaktadır. Bu noktada, sosyal uygunluğun amacı ürün veya nesne kalitesinden ziyade, iş gücünün şartlarını iyileştirmeye ve düzenlemeye dayanmaktadır.

“Mutlu iş gücü, daha çok ve daha etkin iş.”

Yani, Sosyal Uyumluluk Denetimleri ürün kalitesini dolaylı, ikincil bir hedef olarak görmektedir. Çünkü; esas ve temel ilkelere uygun hareket edildiği takdirde, işin kalitesi ve verimi de yükselişe geçecektir. Nitelikli ve kaliteli işlerin oluşması, bu prensipler ışığında sağlandıktan sonraki süreçte, müşteri memnuniyeti de otomatik olarak artacaktır. Böylece Sosyal Sorumluluk Denetimleri ile ticari başarı, kar oranları vb. arasında, pozitif bir korelasyon olduğu rahatlıkla tespit edilebilmektedir.

Sonuç olarak, Sosyal Uygunluk Denetimleri markaların inşa edecekleri imaj ve kurumsal kimliğin geliştirilmesine de yardımcı olmaktadır. Bu nedenle, Sosyal Uygunluk Denetimleri her sektörden, her işletme boyutuna hitap edecek özellikler göstermektedir. Yani Sosyal Uygunluk Denetimleri ve sertifikasyon süreçlerini, tüm ticari organizasyonlar tercih etmektedir. Sosyal uygunluk ilkelerinin, insana ve canlı yaşama katkısıyla birlikte, doğrudan iş kalitesi ve kârlı ticareti de geliştiriyor olması, yaygın olarak tercih edilmelerindeki temel sebepleri oluşturmaktadır. 

 

KAYIT FORMU

Sudz 19'a katılmak için lütfen formu doldurun.